Babam hem saraç ve hem arıcıydı. Yanında arılar hakkında çok şey öğrendim. Merak ettiğim konuları araştırarak pekiştirdim. Koloniye ve çalışmaya ne kadar adanmış olduklarını görüyordum. Görev için yaratılmışlardı. Bal yapma faaliyetleri, oğul verdiklerinde yeni koloninin sevinci büyüleyiciydi. Bilinenin aksine sakindiler. Siz de sakin kalırsanız saldırmazlardı. Babam koruma maskesi bile kullanmazdı. Babam arıların içinde mutluydu. Arılar, rüzgârı, soğuğu, kuraklığı sevmezdi. Aşırı yağmur da çalışmalarını engellerdi. Arılar kendileri için değil koloninin başarısı için yaşardı.
Arıların yaşamı da doğadaki döngünün içindeydi. Kovanları Kasım ortasında çıtalayarak içeriye koyardık. Kışı yarı uykuda geçirirlerdi. Mart sonu gibi yeniden dışarıya çıkardığımızda olağanüstü bir şevkle her şey yeniden başlardı. Havalar ısındıkça sevinçleri, heyecanları, çalışma tempoları artardı. Bal mevsiminde ise ortalık ışıklanır ışıklanmaz, kovandan kurşun gibi çıkar, artık polenle değil yüklü bir gövde ile dönerlerdi.
Arıların bütün kovana sirayet eden ruh halleri olurdu. Huzurlu, stresli, umutsuz, saldırgan gibi. Bunu belirleyen iç ve dış koşullardı kuşkusuz. Örneğin ana arının kaybı, kovanın su alması, havanın kötü veya iyi olması, dış saldırılar gibi.
Oğul çıktığında ise bambaşka bir ruh haline girerlerdi. Kendilerine yeni bir kovan tahsis edildiğinde çok sakin ve huzurlu olurlardı. Koyun gibi sıra sıra dizilip içeri girerlerdi. Ancak ters giden bir şey olursa ya da ana arı kovanda yoksa tekrar dışarı çıkarlardı.
Arılar insanlardan nerede ayrışır? İnsan kendini merkeze koyar malum. Ben ne istiyorum, neredeyim, nasıl mutlu olurum gibi sorular sorar. Arı içinse teklik değil, bütün önemlidir. Arılar koloninin başarısı ve hayatta kalması için yaşar.
Arılar gerçekten etkileyici bir tür. Çok hassas ve temiz hayvanlar. Aşırı temiz. Malum insanlığı besleyen gıdaların dörtte üçü doğrudan ya da dolaylı olarak arıların tozlaşma faaliyetine bağlı. Bu yüzden Albert Einstein eğer arıların tamamı ölürse insan nesli fire vermeye başlayacak, demiştir.
Şimdi gözlediğim, araştırdığım, yapay zekaya sorduğum, bana çok şaşırtıcı gelen bazı konuları kısaca paylaşmak istiyorum.
1.Kovanda üç çeşit arı bulunur malum. Ana arı, işçi arı ve erkek arı. İşçi arılar dişidir ama normal zamanlarda yumurtlamazlar. Bu görev ana arıya aittir. O da kraliçedir ve tektir. Kovanın varlığı, huzuru, düzeni ona bağlıdır. İşçi arıların ömrü yazın 4-6 hafta, kışın 4-6 aydır. Ana arı 3-5 yıl yaşayabilir.
2.Arı yumurtaları üç gün sonra çatlar ve larvalara dönüşür. Tamamen büyüdüklerinde, larvalar pupaya dönüşür. Kraliçeler en hızlı şekilde yetişkin olurlar; sadece 16 günde tamamen olgunlaşırlar. İşçilerin süreci 21 gün sürer.
3.Arılar, kovanlarını temiz tutmak için yedi yirmi dört çalışır; toz, kıl ve haşereleri dışarı atarlar. Bal arıları temizliğe o kadar takıntılıdır ki, çoğu, yavru ve yiyecek stoklarını kirletmemek için ölme zamanlarının geldiğini bildiklerinde kovanı terk eder.
4.İşçi arılar kıdemlerine göre farklı görevlerde yer alır. Temizlikçi, larvalara bakan dadılar, petek örücü, nektar taşıyıcı, muhafız gibi. Dış saldırılar gibi zor görevlere yaşlı arılar gönderilir, gençler korunmaya çalışılır.
5.Erkek arılar azdır ve mevsime göre sayıları değişir. Döllenmemiş yumurtadan çıkarlar. Görevleri ana arıyla çiftleşmektir. Çiftleşmeden sonra ölürler. İğneleri yoktur. Sonbaharda kovandan atılırlar. Erkekler için ilginç bir durum gerçekten.
6.Kraliçe arı kovanı klasik anlamda yönetmez ve emir vermez tabi. Ama sürekli feromonlar (özel koku) salgılayarak ben buradayım ve her şey yolunda mesajı verir. Ana arı feromonları olmasa işçi arılar yumurtlamaya başlar, kovandaki düzen bozulur ve kaos çıkar. Üretim durur ve zamanında ana arı takviyesi yapılmazsa kovan ölür.
7.Ana arı kovanda değil, havada çiftleşir. Bunu on-yirmi defa yapabilir. Hem genetik kaliteyi artırmak hem de çiftleşmeyi garantilemek için çok sayıda erkekle çiftleşir. Burada ilginç olan nokta erkek arıların başka kovanlardan olabilmesidir. Yani en güçlü erkek arıların kendini gösterebilmesi için havuz sistemi kurulmuştur.
8.Arılar yönlerini güneşin konumuyla bulur. İnce ayarı kendi yön bulma yetenekleriyle yaparlar. Güneşi görmeseler bile gökyüzündeki polarize ışığı algılayarak yön bulabilirler.
9.Arıların dansı başka danslara benzemez. Sallanma dansı diğerlerine nektarinin yeri ve uzaklığı konusunda bilgi verir.
10.Arı soktuğunda ölür ama zehir feromonları salgılandığı için diğerleri saldırıya geçer ve koloni korunmuş olur.
11.Arıların 170 koku reseptörü vardır ve koku alma duyuları köpeğinkinden 50 kat daha güçlüdür. Bal arılarının ayrıca antenlerinde 300'den fazla tat reseptörü bulunur.
12.Arıların iki midesi vardır, biri yemek için, diğeri nektarı depolamak ve bala dönüştürmek için.
13.Oğul verme kovan içi isyan değil, başarının ve kalabalığın sonucudur. Baharda hızlı gelişim olur, kovan kalabalıklaşır ve çalışamaz hale gelir. Koloni bölünmek ister.
14.Ana arı yumurtaları işçi arılar tarafından yapılan besleme ve bakım sonucu işçi arı ya da ana arıya dönüşür. Koloninin durumuna göre ana arı ihtiyacı görülürse petek gözleri büyütülür ve meme haline getirilir. Bu yumurtalar, sürekli arı sütü ile beslendiği için ana arı oluşur. Yeni ana arılar çıkınca yaşlı ana arı istenmez ve o da dışarı gider. Yeni bir koloni doğar. Çoğu zaman da birden fazla ana arı olunca dövüşürler ve diğerlerini öldürmeye çalışırlar.
15.Bal, arıların çiçek nektarını midesine alıp enzimlerle fiziksel ve kimyasal dönüşüme uğratmasıyla oluşur. Büyük ölçüde fruktoz, glukoz, az miktarda su içerir. Arıların eklediği enzimler vardır. Bal özellikle B vitamini açısından zengindir. Ayrıca çok sayıda mineral ve faydalı diğer içeriğe sahiptir. Tüketilmesi enerji verir. Antioksidan özelliği vardır. Kimi görüşlere göre bağırsak florasını destekler. Bal, antibakteriyel, antimikrobiyal ve anti-inflamatuar özelliklere de sahiptir; yaraların tedavisinde kullanılabilir. Bal, doğal bir nemlendirici ve yumuşatıcıdır.
16.Polen çiçekli bitkilerin erkek üreme hücresini içeren tozlardır. Arılar bunları arka ayaklarında biriktirip kovana taşır, depolar ve larvaların beslenmesinde kullanır. Arılar polenleri kovana getirdiklerinde burada genç işçi arılar polenleri kendi sıvıları ve az miktarda balla karıştırırlar. Sıvı, poleni parçalayan, sindirilebilir hale getiren ve bozulmayı önleyen enzimler içerir. Bu çözelti peteklerde depolanır ve burada arı ekmeğine dönüşür. Bu aylarca dayanabilen, kolay sindirilebilir, protein ve mineral açısından zengin bir besin maddesidir.
17.Arı sütü genç işçi arıların özel bezlerinden salgıladığı besleyici bir maddedir. Ana arının ve genç larvaların besin kaynağıdır.
18.Propolis ağaç reçinesinden yapılır. Kovandaki çatlak ve deliklerin tıkanmasında kullanılır. Ayrıca mikroplara karşı doğal antibiyotik işlevi görür.
19.Bal mumu ise arıların karın halkalarındaki bezlerden salgılanır. Petek yapımı, gözlerin kabartılması ve diğer ihtiyaçlar için kullanılır.
20.Yazıyı bir sözle bitirelim:
Arı çiçekleri yağmalamaz, onlarla iş birliği yapar. Rabindranath Tagore
Kaynaklar:
-bestbees.com/bees-fact
-Chatgpt
-Wkipedia.org
-Diğer

Yorumlar
Yorum Gönder